İMKB Değerleri
  • USD2.34 USD
  • EURO2.79 EURO
  • Altın88.81 Altın
  • Benzin4.19 Benzin
  • İMKB 30122,129.41 İMKB 30
  • IMKB 10099,547.68 IMKB 100

SON Dakika

  • Eklenme Tarihi :
  • 31 Mayıs 2014, Cumartesi 20:29

Müjdeler Olsun, Ben Artık Hastayım!

takip edin
Müjdeler Olsun, Ben Artık Hastayım!
0/10 (0 kişi)
Facebook Twitter

Ne sabahtı ama...

İstanbul haber

Sıkıntılı gecenin sabahı geç olur derlermiş ya! Ne kadar doğru diye düşündü.
Gece bitmez miydi, bitmedi. Sabah gelmez miydi? Gelmedi.
Günleri sarmıştı hasretlik! gitmeyeli, günler geceler karışmıştı görmeyeli.
Ah anneciğim dedi içinde bir yangın sonrası esentisi vardı sanki.
Kül kokusu mu acıtmıştı genzini yâda yakmıştı.
Yastığı gözyaşlarıyla ıslanmıştı.
Ne hain bir geceydi Yarap!
Selim ne yapmıştı acaba? Biliyordu oda çok ağlamıştır.
Uykusuz kalmıştır, nerede, niye gitti demiş, terkedildiğinden çok üzülmüştür!
O bilmezki, anlamaz ki, düşünemez ki!
Suyu gitmiş, susuz kalmış gibi olmuştur.
Havası alınmış odada nefessiz gibi… Çok ağlamıştır. Ahh Selim!
Benmi istedim, benmi dedim!
Özleyeyim, çok özleyeyim, canım yansın, çok yansın.
Ben öyle demedim ki, ben öyle istemedim ki.
İyide Selim’im kim dinler beni? Bana sordular mı? Dedilermi rızan var mı?
İpsal Kalfa söyledi bana, dedi verdiler.
Verdiler mi? Verdiler.
Ne düşündüğümü şimdi tam da bilemiyorum.
Başımın içinde bir büyüme oldu sanki!
Yüreğimin üstünde bir yumruk vardı sanki!
Nefeslerim zorlanmıştı, biri boğazımı sıktı sanki!
Yok, olurmu hiç öyle şey? Ben daha neyimki?
Olurmuş, ben desem ne olur demesem ne olur?
Karar verilmiş. Meclis kurulmuş.
Meclis müstakil, meclis tek, meclis erkek, meclis baba!
Babama sormuşlar, oda olur demiş.
Ya annem! Ya ben! Ya Selim!
Benim daha yaşım kaç, benim daha başım kaç!
Selim küçük, ben Selim’den birkaç yaş büyüğüm.
O mademki çocuk, o mademki süpyan! O zaman ben!
Ben baba! O erkek olunca büyümez mi?
Ben kız olduğumdan mı çabuk büyüdüm?
Ben biliyordum, hep korktum. İstemedim ki büyümeyi, sakladım kendimi.
Senden senin gözlerinden!
Sakladım kendimi evdekilerden, dışarıdakilerden.
Kim bildi beni, kim kıydı bana?
Benim daha annemle konuşacaklarım var.
Benim daha Selim’le oynayacaklarım var.
Benim daha İpsal Kalfadan öğreneceklerim var.
Ne çok ağlamıştı anam beni gönderirken.
Selim’in gözleri kırmızı kan çanağı gibiydi, elimi bırakmıyordu.
İçimde bir kucak kor ateşi, beni bilinmeyenlere attın.
Ben onları bilmemki, ben onların evini görmedim, ben kendi yatağımdan başka yatakta da yatmadım. Ben başka sofralarda yemek yemedim. Ben başka annelere anne demedim. Ben zaten senden korkardım. Beni nasıl verdin bey babam?
Benden ne zaman vazgeçtin?
Beni evladın olmaktan ne zaman boşladın?
Nasıl kıydın bana, acımadın mı?
Demedin mi bu daha çocuk, bundan kadın mı olur?
Bu daha çocuk bundan anamı olur? Demedin!
Sen öyle uygun gördün, ben görmedim.
Sen öyle uygun gördün, annem görmedi.
Sen öyle uygun gördün, Selim görmedi.
Selim söz verdi.
Senin gibi olmayacak, gerekirse büyümeyecek!
Sardılar, sarmadılar beni, bilmediğim birine verdiler.
O büyüktü, onun yüzü asıktı, sanki kabahatliydim.
Sanki günahım vardı.
Elini uzattı bana öptüm.
Bana kızgınmıydı anlamayadım! Çok sert bakıyordu.
Sonra ben, bağırdım, ağlamaya başladım. Çok ağladım, çok bağırdım.
Çok korktum. Sonra altıma ettim. Annemi istedim, Selim’i istedim.
Bir kadın sesime geldi, beni götürmek istedi. Ona çok kızdı.
Bir yaşlı kadın geldi ona kızamadı. Kadın dediki bu çok kormuş, bak altını ıslatmış. Adam o zaman dediki,
“Elin çocuğunu niye aldınız, bu yaştan sonra çocuk mu avutacağım.
Sade yaşı değil, bunun bedeni de çocuk, bundan olmaz ki…”
Sanki adam haklımıydı? Sanki adam bana çocuğum diyemi kızmıştı.
Ben anlamadım ki!
“Bayılacak bak çok titriyor, bak rengi atmış. Bak kötü olmuş. Biz bunu en iyisi yarın götürüp şifalatalım.”
Şifalatmak mı?
“Benim şifam annemin yanı, Selim’in yanı…
Beni onlara götürün, şifalanırım.
Hem amca demedi bunu ne yapayım?
Ne yapsın beni, ben çocuk, ben küçük, ben bilmemki…”
Yaşlı kadın amcaya kızdı.
“Sen kızma beyzadem, ben bilirim, sen merak etme.”
Neyi bilecek? Beni götürmeyecek mi?
Sabah zor oldu. Ben kortum uyumadım ki, ben ağladım susmadım ki, ben titredim durmadım ki… bir kadın acıdı bana;
“Ağlama kızım, yazıksın bak helak ettin kendini.”
Beni zaten helak ettiler. Benden bana ne kaldı.
Bana feracemi giydirdiler.
Sonra üç kadın daha benim yanımda, beni bir yerlere götürdüler.
Ben o yoldan hiç yürümedim daha önce, ben beyaz mermerden kapıyı da görmedim! Yanında kubbeli büyük yer, onların yanında kubbeli küçükler. Büyük kapı kemerli, büyük kapı heybetli, büyük kapıdan korktum.
İçeride çok çarşaflı kadınlar, yanlarında şifalanacaklar!
Bekledik.
Neden titremem geçmiyor? Çok üşüyorum.
Neden başım çok ağrıyor, etraf karanlık.
Neden bu kadınlar bana kusurluyum gibi bakıyor?
Sonra birileri içeri girdi, sonra birileri içeriden çıktı. Sonra benide aldılar içeriye.
Sedirde beyaz sakallı bir amca vardı. Bana baktı, bana çok baktı. Sonra yanımdakilere baktı. Bumu dedi? Bu!
Tövbeestağfirullah bu daha süpyan!
Bundan nasıl olur, hangi vicdan bunu yapar.
Kızım sen kaç yaşındasın.
Sesim çıkmıyor, nefesim yetmiyor, boğazım tıkandı.
Aaa niye karardı etraf bu kadar?
Anne… Anne…
Yetiş anne ben ölüyorum.
Selim, kardeşim ben ölüyorum.
Karanlık zindanlardaydım sonrasında,
Soğuklarda, buzlardaydım bir zaman.
Sonra ateşlere attılar beni, yandım da yandım.
Gözlerim neden durmaz, bu kadar yaş nereden gelir?
Büyük kadın kızıyor?
Ağlama sus bak döverim diyor. Dövme!
Benim annem bana kıymaz, beni hiç dövmedi!
Anne yetiş anne, anne beni dövecekler anne!
Korkuyorum anne, beni kurtar Selim…
Ben kendime geldim gelmesine de burası neresi?
Her yer beyaz, her yer ışık, her yer aydınlık. Sanatoryum dediler yanımdakiler.
Ben ince hastalığa tutulmuşum, ondan burdaymışım.
Ne kadar sevindim anne.
Ne kadar güldüm Selim.
Ben artık hastayım, ben artık çok hastayım. Beni veremezler.
Hem beni kim ne yapsınki. Zaten çocuk, zaten bedenim çocuk. Zaten de hasta.
Ne kadar şanslıyım.
Allah benim de yüzüme güldü.
Burada arkadaşlarım var.
Burada büyük bahçeler, büyük çam ağaçları var.
Burada bize bakan gülen yüzler var. Burada hayat var.
Burada çoook kalacak mışım!
Anne beni hemen çıkaramazlarmış, ben çok hastaymışım.
Ne güzel değil mi anne?
Sonra günler geçti, sonra geceler geçti.
Sonra dediler ki:
İzin var artık!
Korktum, ayağ kalktım, ağlamaya başladım.
Babamda gelecek mi? Beni alacaklar mı?
Beni götürmesinler, ben iyileşmedim, iyileşmeyeceğim.
Ben iyileşmedim. Benim ağzımdan kan yinede geliyor. Bak öksürüyorum.
Bak durmadan öksürüyorum. Bak – Bak ağzımdan kan geldi.
Annenle Selim gelecek, başka kimse yok.
Seni almaya değil, görmeye…
Selim kardeşim gelecek. Anam, annem gelecek.
Bekledim. Çok bekledim.
Özledim hemde çok…

Ne sabahtı ama…
Sıkıntılı gecenin sabahı geç olur derlermiş ya! Ne kadar doğru diye düşündü.
Gece bitmez miydi, bitmedi. Sabah gelmez miydi? Gelmedi.
Günleri sarmıştı hasretlik, günler geceler karışmıştı görmeyeli.
Ah anneciğim dedi içinde bir yangın sonrası esentisi vardı sanki.
Ah Selim kardeşim dedi.
Kül kokusu mu acıtmıştı genzini yâda yakmıştı.
Müjdeler olsun beni alamayacaklar, babamda beni veremeyecek.
Ben artık hastayım.


Nazan Şara Şatana

Müjdeler Olsun, Ben Artık Hastayım!" haberi için yapılan yorumlar.

BENZER HABERLER

ÖNE ÇIKAN HABERLER
YORUMLAR
copyright 2013 Habermonitor.com